1938 Dersim Katliamı

1938 yılı ilk baharında Türk orduları ardi arkasi kesilmeyen bir çalismayla seri atesli ve büyük çapli toplar, tanklar, uçaklar ve nehirlerde kullanilacak geçit ve insaat araçlari hazirlamakta ve bunlari Dersim’in etrafina yigmaktaydilar. Dersimlilere gelince, hiçbir taraftan yardim görmeyerek sadece serefle ölmeyi kararlastirmis ve imanlarina dayanmis bulunuyorlardi. Kiirtler’in uygar dünyaya, büyük ve küçük devletlere yaptiklari basvurular hiçbir sonuç vermemis, hiçbir tepki yaratmamisti. Insanlik denilen Insafsiz varlik, tarihî bîr milletin hayatinda sekillenecek olan kanli sahneye seyirci kalmaya ve zalimlere sessizlikle destek olmaya karar vermisti sanirsin. Türkiye hükümeti Cenevre ve Lozan Baris Konferanslari sonucunda azinliklarin haklarina saygi gösterecegine söz vermis oldugu için bu söze sadik kalmasi kendine tavsiye edilmistir gibi insafsiz bir yanitla, uluslararasi diplomasi kendini vicdani sorumluluktan kurtarmis ve Dersim milletini avutmak haksizligina düsmüstü. Oysa Türkiye’de bulunan yabanci siyasi temsilciler ve konsolosluklar araciligiyla bütün devletler hazirlanan katliami görüyor ve günü gününe olaylara tanik oluyorlardi. Örnegin Londra Radyosu „Türkiye’de milli hak ve bagimsizlik davasi ugrunda Dersim Dersimleri savasiyorlar“ diye yayinda bulunmasina ve bazen de Türk kuvvetlerinden az sayidaki Dersim azinligina karsi hücumlarina isaret etmesine karsin, dünya barisinin devamini ve zayif milletlerin haklarinin korunmasini üstlenen Cenevre Milletler Meclisi hiçbir seyden haberi yokmus gibi sessizligini koruyordu. Türkiye Basbakani’nin Dersindiler hakkinda Türk parlamentosundaki degisik konusmalari, artik yapilmasi kesinlesmis olan imha planim tamamen açikliyor ve hatta Türkiye milletvekillerinden Yunus Nadi’nin yayinladigi Cumhuriyet Gazetesi 30 Haziran 1938 tarih ve 5000 sayili baskisiyla Türkiye Basbakani Celal Bayar’in söylevini inceleyerek, „Dersim1 de askeri harekat yapacagiz“ baslikli yazisinda sunlari yaziyordu: „Türkiye hükümeti bu sene Dersim meselesini tekrar ele alacak ve bu mintikada askeri mahferler yapacagiz, köprüler insa edecegiz ve mektepler açacagiz. Arzu ediyoruz ki, askeri hareketler de tevakkuf etmeksizin devam etmekle bulunsun. Geçen sene büyük kuvvetlerimizi mezkur mintikada tahsil ettik ve bazi mintikalarda müsademeler oldu. Bu sene de azmedilen mesele ayni mintikada askeri harekatlara devam ve yoketme tatbikati yapmaktir. Söyle ki; ordularimiz pek yakin bir zamanda Dersim mintikasinda manevralar yaparak ve ondan sonra bu mintikanin sakinlerini tamamen kaldiracak ve bu meseleyi esasindan kesecektir“ diyor ve „Türkiye Basbakani’nin Millet Meclisi’nde verdigi söylevin anlami budur“ diyordu. Oysa eski Basbakan Ismet Inönü 1937 yilinda Seid Riza’mn idami nedeniyle yaptigi açiklamada, „Dersim meselesini ortadan kaldirdik, son verdik; Dersim sorunundan kurtulduk, Dersim’i her türlü askeri hareketlerle temizledik“ diyerek, dünya kamuoyunu aldatmisti. Bu duruma göre, Celal Bayar’in 1938’deki demeci ve Türk ordularinin yeniden Dersim’e hareket hazirligi yapmasi Inönü’nün 1937 yilindaki demecini yalanlamakla beraber, Dersimlilerin ulusal savunmaya devam ettiklerinin ve Türk ordularina tamamen bas egmemis olduklarinin açik bir kanitiydi. Celal Bayar’in bir taraftan Dersim’in kalkindirilmasi için köprüler yapilacagindan ve okullar açilacagindan sözederken diger taraftan DersIm’e kesin askeri harekat yapilacagindan bahsetmesi, sözlerinin ilk cümlelerinin dünya kamuoyunu aldatmak için yapilan bir hile oldugunu ve hazirlanan katliami maskelemek için bir temdin girisimi süsü verilmek istenildigini anlamak güç bir sey degildi. Basbakan Celal Bayar’in bu hilesine yabanci politikacilarindan bir çogu aldanmis ve hatta Sam’da çikan „El Ihbar“ gazetesi 13 Temmuz 1938 gün ve 419 sayili nüshasinda Londra’dan aldigi çevirisi asagida yazili haberi yayinlamisti. „Türkiye’de Dersim isyani siddetlendi. Dersimler Türk kitalarina hücum ettiler ve yenilgiye ugrattilar“ basligi altinda söyle deniyordu: „Londra- Dünkü gazeteler Türkiye’de Dersim bölgesinde siddetli isyanlarin çiktigim degisik kaynaklardan aldiklari bilgilere dayanarak yaziyorlar. Dersimler, Türk birliklerine hücum ederek yenilgiye ugrattilar. Türkler’den birçok yarali ve ölü var. Bazi inanislara göre bu isyanlar Rusya’nm para ve silahlariyla beslenmektedir. Bu isyani bastirmak için Türkiye hükümeti büyük askeri kuvvetler göndermistir. Dersim’m bütün bölgelerinde bildiriler dagitilarak bütün Dersimler birlige davet edilmekte ve Türk boyundurugundan kurtulmak için çarpismalari istenmektedir.“ Bu gibi haberlerin gerçekle hiçbir ilgisi yoktu. Çünkü 1936 yilindan beri mahsur kalmis olan Dersimlilerin Rus hükümetiyle iliski kurmasina elbette olanak yoktu ve olamazdi. Dersim hakkinda hazirlanmis olan katliama herhangi bir sekilde engel olabilirler düsüncesiyle, Türkiye hükümeti disarâ’da bulunan mülteci Türk siyasetçilerinden dahi kuskulanarak ara bir kararla af Ilan etmis ve bu gibi kisilerin de Türkiye’ye getirilmesini saglamisti. Nitekim bu olay da Dersim ve Dersim sorununa azami bir önem verildiginin kanitidir. Bu af karariyla 1938 yili Temmuzu’nun sonlarinda Suriye’de bulunan Refik Halit, Ali Hilmi ve arkadaslari da (ki bunlar arasinda aslen Dersim olanlar da var) Türkiye’ye dönmüslerdi. Türkiye hükümeti Dersim’i asi ve saldirgan göstermek ve aldigi önlemlere bir savunma süsü vermek için yabanci basma asilsiz haberler yaymaya devamda kusur etmiyordu. Bunlardan birkaçini asagiya aliyoruz. Beyrut’ta çikan „Errabita-Essarkiye“ gazetesinin 30 Temmuz 1938 gün ve 623 sayili nüshasinda; „Dersim bölgesinde siddetli çatismalar“ basligi altinda su haber veriliyordu: „Atina- Türkiye’den gelen haberlere göre, Dersim bölgesinde on günden beri siddetli çatismalar devam etmektedir. Birçok kabile harbe katilmistir. Türkiye hükümeti savaslara büyük askeri kuvvetler göndermis ve bu kuvvetlere top, uçak, projektör ve büyük tanklari da katmak zorunda kalmistir. Dersimler bu kuvvetlere toptan hücum etmislerdir. Türkler, Dersim Dersimleri’ni Dersim daglarinda sarmayi basaramamislardir.“ Dersim’in savunma savasim bir isyan içeriginde göstererek, dünya yayin ve basinina haberler yayarak Türk hükümetinin yaptigi hile bazen ters sonuçlar veriyordu. Buna örnek olarak Sam’da çikan ve Arap kamuoyunun yayini olan „Elifba“ gazetesinin 4 Agustos 1938 gün ve 5252 sayili nüshasinda, „Dersim’de Dersim isyani“ ve „Türkiye Basbakani’mn açiklamalari isyanin varligini kanitliyor“ basligi altindaki su yazilari gösterebiliriz: „Uzun zamandan beri talgraf ve dünya ajanslari haberleri devamli Türkiye’nin Dersim bölgesinde Kür! hareketinden sözetmek-tedir. Isyanin yeniden bas göstermis olduguna ayrica isaret edilmektedir. Oysa Türkiye hükümeti böyle bir durumun oldugunu resmen yalanlamaktadir. Geçen yil bu isyanlarin bastirildigi bildirilmekte ve Dersim’de emniyetin hüküm sürdügü eklenmesine karsin, Türkiye Hükümet Baskam Celal Bayar’in Türkiye Millet Meclisi‘-nde dün yaptigi ve radyolardan yayinlanan açiklamasina göre, Ankara Hükümeti’nin simdiye kadar isyani bastirmayi basaramadigi ve gerçegi kamuoyundan gizlemis oldugu anlasiliyor. Çünkü hükümet baskani, Dersim bölgesinde büyük askeri manevralar yapilacagim ve Dersim’de son günlerde çikan isyanlari bastiracagim ve bu amaçla üç büyük ordunun hemen Def sim e gönderilecegini bildirmekle birlikte, bu ordularin tank ve uçaklarla donatilmis bir sekilde manevralara katilacagini açiklamistir… Bu dehsetli açiklama halka gerçegi anlatmis ve Dersim’de isyanin varoldugunu itirafla birlikte, durumun pek tehlikeli oldugunu da kanitlamistir.“ Türkiye hükümeti bir taraftan dünya kamuoyunda karisiklik yaratmaya devam ederken, diger taraftan da yapilan zulümleri dünya uygarligina bildiren ve Türkiye sinirlari disinda bulunan Dersim aydinlan hakkinda da siyasi Türk temsilcileri araciligiyla yabanci devletler disisleri bakanliklarina basvurmus ve bunlarin Türkiye’ye teslimlerini istemisti. Uluslararasi hukuka aykiri olan bu istek hiçbir devlet tarafindan kabul edilmemis ve Dersim aydinlarinin çalismalan-na engel olunmamistir. Türkler, Dersim sorununun ortak bir tehlike olduguna komsu devletlerden bazilarini kandirmayi basarmis ve maalesef bunlarla birlikte Dersimler aleyhinde ortak önlemler alinmisti. Bu konuda Sam’da çikan, „El Amel-El Kavim“ gazetesinin 7 Agustos 1938 gün ve 52. sayisinda Istanbul, Atina ve Bagdat muhabirlerine dayanarak verdigi asagidaki haberler sorunun Önemini açiklamaktadir. „Tehlikeli anlasmalar…“ „Dersimler Türk ordularina hücum ederek bir kismini yendiler. Bu nedenle Irak, Iran ve Türkiye birbirlerine yardima karar verdiler.“ „Istanbul- Dersim isyani siddetlendiginden, Dersim’e 3. Kolordu Türk askeri daha hareket etmistir. Isyani bastirmak için yeniden çatismalar baslamistir.“ „Atina- Siddetli sansüre karsin, aldigimiz dogru ve degerli bilgilere göre, Dersim Dersimleri, Dersim daglarinda Türk kuvvetlerini kirmislar ve birçok silah, cephane ve yiyecek elde etmislerdir. Bu zaferin üzerine tarafsiz kalmis olan kabileler de kadin, kiz ve hatta çocuklariyla savasa katilmislardir. Türkiye hükümeti orduya devamli yardim göndermektedir.“ „Bagdat- Dersim fitnesini bastirmak üzere Hamit Sapçi kumandasindaki askeri birlikler Sesler bölgesine gönderilmistir. Üç devlet sinirlari arasinda Dersim isyan hareketinin genislememesi için karsilikli önlemler alinmasi konusunda Irak, Iran ve Türkiye hükümetleri arasinda görüsmeler sürmektedir.“ Yukaridaki yayinlardan çikarilabilecek biricik anlam; Dersim vatanini ellerinde bulunduran üç devletin bu ulusu imha için ortak bir plan çizmis olduklaridir. Bu plani uygulamak için de yabanci tahriki ile çikmis bir Dersim isyanindan sözederek, yapilacak katliami dün ya medeni halklari karsisinda maskelemek hedefinin takip edilmekte oldugudur. Çünkü çoktan beri ortak bir plan hazirlamis olan bu devletler, Dersimler’in dis dünya ile iliskilerini tamamen kesmis olduklari için Dersimler’iti Ruslar’dan yardim görmüs olmasini ileri sürmeleri akil ve mantikla alay etmelerinden baska bir sey degildi. Gün geçtikçe Türk ordularinin Dersimler’in ölüm-kalim mücadelesi karsisindaki basarisizliklari dikkati çekmeye baslamisti. Bunun en açik kanitlarindan birisi Sam’da çikan ve o zaman hükümetin yan resmi organi olan „El Kabes“ gazetesinin 13 Agustos 1938 gün ve 1470 sayili nüshasinda Atina muhabirine dayanarak verdigi asagidaki haberdi: „Dersim’de Dersim isyani canlandi.“ „Hükümet manevralar bahanesiyle ordular gönderiyor.“ „Atina-(Sark-El-Arabi)- Siddetli sansüre karsin Türkiye’de çikan Dersim isyani hakkinda kiymetli bilgi alinabilmistir. Yeni ve büyük kuvvetler yeniden Dersim üzerine gönderilmistir. Türkiye hükümeti tela§ içindedir. Dersim isyanini bastirmak amaciyla Türkiye hükümeti yillik askeri manevralarini Dersim bölgesinde yapmaya karar vermistir. Bu durum Türk hükümetinin askeri, siyasi ve mülki makamlarinin ne derecede korkunç bir durumda bulunduklarim ve Dersim isyaninin ne kadar önemli oldugunu göstermektedir. Bu manevralar aracigiliyla güdü/en amacin, isyan bölgesinin temizlenmesi oldugunu hükümet itiraf etmistir. Alinan son haberlerden anlasildigina göre, Türkiye hükümeti Dersim memleketinde toplumsal bir kalkinma gerçeklestirmek için hiçbir karar almayi basaramamistir.“ Dersim Dersim, varligini ve ulusal serefini korumak için o kadar cansiperane çarpisiyor ve bu ölüm-kalim savasinda o kadar harikalar gösteriyordu ki, o zaman Türkiye’yi idare eden basbakan ve disisleri bakani bizzat savas alanina gelmis ve mücadeleyi yakindan izlemek geregini görmüslerdi. Dersim bütün dünyadan tecrit edilmis, kendi talihine birakilmis olarak umutsuz biçimde çarpisiyor ve damla damla ölüyordu. Kahraman bir milletin bu ölümüne medeni dünya seyirci duruyordu. Türk zalimlerinin üstün kuvvetleri karsisinda aslanlar gibi dövüsen bir avuç Dersim kahramaninin yarattigi harikalar, Avrupa basini tarafindan bir din gericiligi, bir yabanci tahriki diye gösterilmeye devam edip gidiyordu. Türk ordulari Türkiye’nin her tarafindan Dersim yönüne hareket etmis ve her türlü askeri modern malzemeyle donatilmis olan bu kuvvetler, silahsiz denilebilecek kadar ilkel silahlarla kendini koruyan Dersim Dersimi öldürmeye çalisiyordu. Dersim’in tamamen imhasi planini maskeleyen manevra sorununun bir bahaneden ibaret oldugunu, bu manevraya askeri islerle ilgisi olmayan basbakan ve disisleri bakaninin da katilmasi kanitlamisti. Bu konuda Istanbul’da çikan „Cumhuriyet“ gazetesinin 24 Agustos 1938 gün ve 5130 sayili nüshasinda yayinlanan su haber dikkati çekmektedir: „Basbakan ile Disisleri Bakani dün Elazig’a hareke! eltiler. Celal Bayar manevralarda kalarak Zafer bayraminda Istanbul’a dönecektir. Dün Özel bir vagon Ankara ekspresine baglanarak kentimizden Elazig’a dogru hareket etmistir. Basbakan hareketinden Önce Dolmabahçe Sarayi’nda büyük sef Atatürk’e saygilarini sunduktan sonra yaninda Disisleri Bakam Tevfik Rüstü Aras oldugu halde, ‚Akar‘ motorüne binerek saat ondokuzda Haydar Pasa’ya geçmistir. Aldigimiz bilgilere göre Basbakan Celal Bayar bu sabah Ankara’da ancak bir-iki saat kalacaktir. Basbakani tasiyan özel vagon baska bir lokomotif tarafindan Elazig’a götürülecektir. Basbakan’m alana ulastigi gün büyük manevralarda görev alan karsilikli ordular birbirine kavusmus olacaktir.“ Ayni gazetenin ayni nüshasinin baska bir sütununda; „Dersim Manevralari- Hareket bu sabah safakla beraber baslayacaktir“ basligi altinda su haber yayinlanmistir: „Elazig-23- Özel muhabirimizden: Bütün hazirliklari tamamlanmis bulunan Üçüncü Ordu’nun büyük manevralari yarin (bugün) safakla birlikte baslayacaktir. Bir haftadan beri Genelkurmay Baskani Fevzi Çakmak ile Üçüncü ördü Müfettisi Orgeneral Kazim ve diger kumandanlarin katilimiyla manevralarin iliskisi teshil edilmistir. Hareketa motorlu birliklerle hava filolarimiz da büyük oranda katilacaktir.“ Ayni gazetenin bir gün sonraki 5131 sayili nüshasinda ise, „Dersim manevralari dün sabah basladi. Basbakan Ankara’da kisa bir dinlenmeden sonra Elazig’a hareket etti“ basligi altinda su haber yayinlanmisti: „Ankara -24- (AA) Elazig’a gitmekte olan Basbakan Celal Ba-yar, beraberinde Disisleri Bakani Tevfik Rüstü Aras oldugu halde bu sabah Anadolu ekspresiyle kentimize gelmis ve istasyonda kisa bir dinlenmeden sonra seyahatma devam etmistir. Basbakan istasyonda Büyük Millet Meclisi Baskani Abdülhalik Renda ile Bakanlar Ismet Inönü, milletvekilleri, Milli Savunma, Büyük Erkani Harbiye ve diger bakanlar tarafindan karsilanmis ve ugurlanmistir. Içisleri Bakani, Parti Genel Sekreteri Sükrü Kaya Basbakana eslik etmektedir.'“ Ayni gazetenin ayni nüshasinin baska bir sütununda ise; „Elazig-24- (Özel olarak giden arkadasimizdan) Dersim bölgesindeki büyük askeri manevralar bu sabahtan itibaren baslamistir. Manevra alam Elazig-Dersim-Palu bölgesidir. Görev alan ordular, ilk temasi bu gün ögleden evvel yapmislardir. Bu ilk harekata hava kuvvetlerimiz de katilmislardir. Harekat sahasinda Maresal Fevzi Çakmak’la Milli Savunma Bakam Kazim Özalp’da hazir bulunmuslardir. Basbakanimiz Celal Bayar yarin aksam beklenmektedir.“ Yakin Dogu’niin en önemli gazetelerinden olup Beyrut’ta yayinlanan Fransizca „L’Orient“ gazetesi de, 7 Agustos 1938 tarih ve 26 sayili nüshasinda su makaleyi yayinlamisti: „Dersim isyani 13 yasinda. Ihtilal hareketinin hazirlayicisi Seyh Said asildi, ama savas asla durmadi“ „Dersim isyani 13 yasindadir. Onüç yildir Dersim halki silahim terketmemistir. Mus ovalarindan Ararat’a, Dersim daglarina kadar Dersim asiretleri küçük gruplar halinde Türk alaylarina karsi direnmektedirler. isyan bastinlamamistir. fakat Türk Genelkurmay’i onu bastirmaya karar vermistir. Ankara’nin bu konudaki kararini ‚Havas‘ dogrulamaktadir. Istanbul 2 Agustos- Dersim bölgesinde yapilmakta olan manevralara paralel olarak Dersimler’in sik sik isyan etmekte oldugu Dersim bölgesinde meydana gelen yine karisikliklara karsi imha önlemleri alinacagini Basbakan haber vermistir. Birçok tank ve uçakla takviye edilmis üç kolordu derhal hareket edecektir. Dersim isyani nasil dogdu? 1925’îe Türk Cumhuriyeti’nin kaderi Fethi Bey’in elindeydi. Ilk büyük yenilik uygulamaya konulmustu. Fethi hükümetinin muazzam olacagi belli olan bir ise devamla görevli oldugunun anlasildigi sirada Seyh Said Mus ve Sason bölgelerinde Dersim isyan bayragini çekiyordu. Ankara heyecan içindedir. Isyani derhal bastirmak gerek. ismet Pasa iktidara çagrilmis ve Fethi Bey elçi olarak Londra’ya gönderilmistir. Türk ordusu genis çapli bir harekete baslamistir. Mus ovasinda baslayan meydan savasi aylardan beri devam etmektedir. Ordu büyük kayiplar vermis, operasyon hazineye 25 milyon liraya malolmustur. Parlamento endise içindedir. Hükümet sinirlenmistir. Nihayet isyanin önderi Seyh Said ele geçirilebilmis ve Diyarakir’da meydan yerinde asilmistir. isyan ortadan kaldirilmistir, daha dogrusu Ankara milletvekilleri ve gazetecileri öyle sanmaktadirlar. Dersim beyleri Izmir yöresine sürgün edilmislerdir. Asilerin köyleri yakilmis, reisler cezalandirilmistir. Fakat Dersimler Seyh Said‘ i inkar etmemislerdir. Savas sessizce devam ediyor. Seyh Said’in kani intikama çagiriyor. Her gün ordu ile asiler arasinda çarpismalar yapilmakta ise de Ankara bundan resmen haberdar görünmemektedir. Dersim isyaninda Fethi Bey bir rol oynamis midir? Fethi Bey Londra’dan geri çagrilmistir. Onun meslegini Kemalist Partisi tamamiyle reddetmistir. O intikamini alacaktir ve buna araç Türkiye’de ilk muhalif parti olarak kurulan Terakki Perver Partisi’dir. Bu yeni grup tarafindan genis bir propaganda yapilmistir. Fethi Bey’in tezini desteklercesine Büyük Dersim Sefi Ihsan Nuri Pasa Ararat’taki kendi taraftarlarim ayaklandirmayi basarmistir. Dersimler çok sayida modern savas silahlarina, cephane ve paraya sahiptirler. Sovyetler Ihsan Nuri’yi destekliyor. Karahan oradan geçmistir. Türk ordusu Ararat daglarini kusatarak bu ikinci isyani sonuçsuz birakmayi basariyorlar, imha hareketi zalimcedir. Adana’da birçok asi asilmistir. Asiretlerden çogu toptan sürgün edilmistir. Türk-Iran Pakti Türk halkinin bu isyana unsurunu iyi kontrol edebilmek Için Ankara Tahran’la uyusuyor. Ararat’i olusturan iki büyük dagin Küçük ve Büyük Ararat’in kontrolünü Türkiye’ye terkeden bir Türk-Iran pakti imzalanmistir. Stratejik üstünlük saglandiktan sonra esasa yönelik düzeltmelere baslanmistir. Doga illeri emrinde askeri ve idari uzmanlar bulunan ve Genel Müfettislik adini tasiyan askeri bir valinin yönetimine birakilmistir. Diledigini yapabilmek yetkisine sahip olan bu generalin merkezi Diyarbakir’dir. Lyauiey düzeyindeki Fransiz insaatçilari gibi bu general da köyler, okullar yapimina baslar, insaati gelistirir. Çünkü insaat yolunda giderse her sey yolunda gider. Balkanli Türk göçmenlerini sevkedip bu bölgelere yerlestirmek için Ankara’dan izin alir. Dersimleri darmadagin eder. Iskan kanunu meclisten geçmistir. Bu kanunun hükümlerine göre hükümet Türk olmayanlari, Türklerin çogunlukta oldugu yer/ere dagitmak yetkisine sahiptir. Fakat bu usul felç olur. Balkanlar’dan gelen göçmenler bu yörenin iklim kosullarina dayanamayarak tarlayi takimi birakarak kaçarlar.

 

Devamını okumak için tıklayın